Magazin

Uzmanı uyardı: Kaygı düşman değil, doğal bir duygudur

Klinik psikolog Töre Simge Korkut, “Bize zarar veren şey duygular değil, duygulara davranışsal olarak tepki verme şeklimiz, yani onlarla olan ilişkimizdir” dedi. dedim.

Korkut, koronavirüsün hayatımıza girdiği bir buçuk yılı aşkın sürede, daha önce güvenli bir yer olarak bildiğimiz dünyamızın yüzünü, görünmez bir düşmanın her zaman peşinde olduğu tehlikeli bir yere dönüştürdüğünü söyledi. Biz. çok tanıştığını söyledi.

İŞE VE OKULA DÖNÜŞ KAYGI KATSAYISINI ARTIRABİLİR

Korkut, “Kimimiz sınav öncesi, kimimiz trafik kazasında, kimimiz çocuğumuz eve geç geldiğinde veya benzeri durumlarda kaygı yaşamışızdır” dedi. Korkut, halen devam eden salgına ek olarak, ” sonbaharın başlamasıyla birlikte bir iş ve okul ortamına döneceksiniz.

KAYGI DEĞERLERİMİZLE İNŞA EDİLEN DOĞAL BİR DUYGU

Kaygıyı Tanımlayan Dr. Klnk. Psikolog Korkut, “Anksiyete, gerginlik duyguları (gerçek dışılık hissi, kontrol kaybı, sersemlik…), endişeli düşünceler ve kan basıncında artış, çarpıntı ve bir stresle karşılaşıldığında boğulma hissi gibi fiziksel değişikliklerle karakterize doğal bir fenomendir. dış veya iç dünyadan uyaran. Duygudur” dedi.

Korkut, kaygının kendi değerleri üzerine inşa edilmiş bir duygu olduğunu belirterek, “Değer verdiğimiz şeyler yok olduğunda ya da gitme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında kaygılanırız. Bu çok doğal bir duygu” dedi.

KAYGIYI DÜŞMAN OLARAK GÖRMEYİN

Hissettiğimiz olumlu ya da olumsuz her duyguyu bir uyarı ya da işaret olarak alabileceğimizi vurgulayan Dr. Klinik Psikolog Korkut, “Tıpkı bir yangın sensörünün içinde duman olduğunda sizi uyarması gibi. Bir otel odası, ses ve ışık yayarak. , hayat da bize sinyaller gönderir. Mekanik sistemlerin ne zaman uyarı vereceği uyarı verdiği konuya göre değişir. Bu uyarı sistemleri gibi duygu sistemimiz de algılarımız ve düşüncelerimiz aracılığıyla dış dünyada olup bitenleri fark eder ve kaygı, öfke, üzüntü ve öfke gibi tepkiler verir. Tüm bu uyarı sistemleri kişiyi uyarmak ve bilgilendirmek amaçlıdır. Bu anlamda olumlu ya da olumsuz tüm duyguların en önemli işlevi, çevrenin ve çevrede neler olup bittiğinin farkında olmak ve buna göre hareket etmektir.

Kaygı duymanın hayatımızı yaşamak için gerekli bir duygu olduğunu vurgulayan Korkut, bu duyguyla kurduğumuz ilişkinin bize vereceği zararı önlemek için herkesin uygulayabileceği 4 zihinsel egzersiz önerdi.

KENDİNİZİ İFADE ETME YOLUNU DEĞİŞTİRİN

Kabul ve Kararlılık Terapisine göre tüm acıların kaynağının dil olduğunu kaydeden Korkut, dili kullanma şeklimizin davranışlarımızı doğrudan etkilediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Örneğin, endişeli bir yapıya sahip bir kişi kendini ‘Ben endişeli bir insanım’ olarak tanıtıyorsa, zihni de o kişinin tamamen ‘kaygı’dan oluştuğuna inanır. Böylece kişi, normalde üstesinden gelebileceği kaygı uyandıran durumlardan kaçınmaya ve kendilerini izole etmeye başlar. Kalabalığın önünde sunum yapmak, sınava girmek, yeni insanlarla tanışmak gibi… Sonuç olarak üzüntü, hayal kırıklığı, öfke hissediyor. Bunun sonucunda da olmak istediği kişiden uzak kalacağı için psikolojik sorunlar yaşar. Ancak aynı kişi kaygılı yapısından uzaklaşarak “Kaygılı bir yapıya sahibim” ifadesi ile kendini gösteriyorsa; Bu kişinin tamamen kaygıdan ibaret olmadığına ve neşeli, ruhani, konuşkan gibi başka özelliklere sahip olabileceğine inanarak daha önce yapamayacağını düşündüğü faaliyetlere zihni ambargo koymaz.

DUYGULARINIZLA MÜCADELE ETMEYİ DURDURUN

Korkut, çocukluğumuzdan beri hepimize zorla kabul ettirilen bazı bilinen yanlış bilgiler olduğunu söyledi. Hissettiğin endişeyi nazikçe kabul ederek, onun seninle olmasına izin ver. “Eminim onunla her dövüştüğünde, uzun vadede sana pahalıya mal olacak,” dedi.

RUHUNUZU SÖYLEYİN VE ONU DİNLEYİN

Korkut, bir başkasını dinlediğimizde onun söylediklerine katılıp katılmamayı tercih ettiğimizi ancak iç sesimize yeterince dikkat etmediğimizi söyledi. Ama bu egzersizi denemenizi öneririm. Araştırmalar, zihninize farklı bir isim vermenize yardımcı olduğunu göstermiştir. Çünkü zihninizin adı farklıysa, “siz”den farklıdır. Şimdi yeni adınızı kullanarak ruhunuza bir partide, kafede veya restoranda tanışacakmış gibi merhaba deyin. Gün içinde sizi zorlayan duygu ve düşünceler varsa, ona verdiğiniz isme dikkat edin ve kibarca dinleyin.

BEDENİNİZLE YENİDEN İLETİŞİME GEÇİN ANI YAŞAYIN

Korkut, son adımda yapılabilecek zihinsel egzersizi şöyle açıkladı:

“Dili kullanma şeklimizi düzenlemeye başladık, duygularımızla mücadeleyi bırakmaya çalıştık ve zihnimize bir isim verdik. Şimdi bu 3 adımı taçlandıran en temel unsura geçme zamanı; anda yaşayarak dikkatimizi vücudumuza odaklayalım. Son bir buçuk yıldır içinde yaşadığımız dış dünyanın tehdidi altında hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bu dış tehdit, özgürlük, bağımsızlık, misafirperverlik, mahremiyet gibi her birimizin değerlerini tehlikeye attı. Hal böyle olunca da dünyada kaygı yaşayan ve denedikleri yanlış davranış stratejileri ile bu kaygıyı kaygı bozukluğuna dönüştüren insanların sayısı arttı. Oysa zihnimiz bizi korumak için geçmişte-gelecekte bizi hayatta tutma eğilimindedir. Bu nedenle gün içinde zihin egzersizlerimizi ne kadar çok an ile temasa geçerek yaparsak, zihnimizi bugüne o kadar çok adapte edebiliriz. . Vücudunuzun her yerinde uzuvlarınızı ilk kez görüyormuş gibi inceleyin. Bunu yaparak zihniniz sizi geçmiş-geleceğe götürmek isteyecektir. Onunla savaşma. Dikkat edin, kibarca dinleyin ve dikkatinizi bedeninize getirin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu