Gündem

Eğitimci anne babanın eğitimci kızı

Velilerin olduğu bir ortamda yetişen öğretmen, “Geleneği bozmadım” diyerek öğretmenlik hayatına da başladı. Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Okan’ın kızı Işıl Okan Gülen, “Gençlerle birlikte olmak enerjimi artırıyor. İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı ve Okan Koleji Kurucu Temsilcisi Işıl Okan Gülen ile eğitimini ve Türkiye’deki hedeflerini konuştuk.

– Bize biraz profesyonel kariyerinizden bahseder misiniz, hayalinizdeki meslek neydi?

Fransız Saint-Joseph lisesinden sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nden İşletme-İnsan Kaynakları Lisans ve Florida International Üniversitesi’nden MBA derecesi aldım. Şu anda Marmara Üniversitesi’nde yönetim organizasyonu alanında doktora tezim aşamasındayım. Avrupa ve Amerika’da eğitim deneyimi kazandım. Ben eğitimli bir anne babanın çocuğuyum. Çocukluğumuzdan beri eğitimle büyüdük. Geleneği bozmadım, eğitimden uzak kalamadım. Velilerin olduğu bir ortamda büyüdüğüm ve Paris’te öğrenciyken İstanbul Okan Üniversitesi’nin kurulduğu için kariyerimi eğitim sektöründe planladım.

Işıl Okan Gülen, Şehirban Kıraç ile görüştü.

Başka bir şirkette çalışmak için ısrar ettim

– Aile şirketinde çalışmaya nasıl karar verdiniz, ne gibi zorluklarla karşılaşıyor, yönetimde genç neslin gereksinimleri ne kadar karşılanıyor?

Aynı zamanda eğitimci olan babam Bekir Okan, 1999 yılında kurulan ve “çalışma hayatına en yakın” vizyona sahip İstanbul Okan Üniversitesi ile eğitime yatırım yapma hayalini gerçeğe dönüştürdü. 2011 yılında kurulmuştur. 50 yıllık iş tecrübesine sahip bir iş adamı olarak ülkesine olan borcunu ödemiştir.

Yurt dışından dönünce başka bir şirkette çalışmaya başladım. Bu konuda çok ısrar ettim. Orada edindiğim kısa tecrübe bile iş hayatına ve işveren-çalışan ilişkisine bakış açımı her iki taraftan da görmemi sağladı. Daha sonra enerjimi ve birikimimi aile işimize ayırmak için İstanbul Okan Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Ardından Okan markasını ve deneyimini gençlere aktarmak için Okan Koleji’ni kurduk. Anaokulundan üniversiteye kadar her kademede Atatürkçü, yenilikçi ve kendine güvenen nesiller yetiştiriyoruz.

Hem İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı hem de Okan Koleji Kurucu Temsilcisi olarak görev yapmaktayım. Yurtdışı deneyimimi ve her iki kurumdaki bilgi birikimimi kullanarak fark yaratmaya çalışıyorum.

Babam gençlerin fikirlerine değer verir. Çocuklarına danışmaktan ve onların yorumlarını almaktan çekinmez. Büyüklerimizin tecrübelerinden öğreneceğimiz çok şey var. Ama dünya da değişiyor. Bizler, yeni nesiller, bu değişime ayak uydurup daha hızlı hızlanıyor, tecrübe ile yeniliği birleştirmeye çalışıyoruz.

– Şu anda hem üniversite hem de kolej tarafında çalışıyorsunuz, bu alanın zor ve keyifli yanları neler, ne gibi katkılarınız var?

Gençlerle birlikte olmak enerjimi artırıyor. Ben de iki çocuk annesiyim. Çocukların ve gençlerin eğitimine yatırım yapmak ve bunun çocukların ve gençlerin hayatlarında yarattığı farkı görmek bana mutluluk veriyor. Bu beni daha çok çalışmaya ve yenilik yapmaya motive ediyor. Anaokuluna başlayıp liseden mezun olan bir öğrencinin ne kadar başarılı olduğuna tanık olmak ya da üniversiteden mezun olan öğrencilerimizin ve ailelerinin gözündeki gururu görmek işimizin en keyifli yanı. .

Çalışmalarımın bana en büyük katkısı gençlerle daha yenilikçi düşünebiliyor olmam. Kalıpların dışındaki şeyleri görebiliyorum, hayal edebiliyorum. Ayrıca çok hoş.

GENÇLERİ TEŞVİK EDERİZ

– İş hayatında ne tür hedefleriniz var?

İş hayatındaki en büyük hedefim, akademik birikimin yanı sıra kendine güvenen, girişimci, yenilikçi ve fikir/proje üretmekten korkmayan gençler yetiştirmektir. Şimdi dünya farklı bir yöne gidiyor. Farklılıklardan ve yeniliklerden korkmamalı ve onları desteklemeliyiz. Eskiden gençlerin fikirleri dinlenilmezdi ya da gereksiz görülürdü ama şimdi çok iyi bir girişimcilik fikri olarak kabul edilebilir. Birçok genç daha lisede veya üniversitedeyken dünyayı değiştirecek fikirler bulabilir. Desteklenirse uygulanabilir.

Biz eğitimciler olarak en büyük hedefimiz, yol göstermek, gençleri teşvik etmek, desteklemek ve bilgiyi olabildiğince doğru aktarmak/öğretmek olmalıdır. Eğitim gerçekten büyülü bir iştir…

– İş hayatında daha fazla kadının olması için ne gibi önlemler alınmalı, kadınlara neler önerirsiniz?

Maalesef Türkiye kadın istihdam oranının en düşük olduğu ülkelerden biri. Çalışanlarımızla oranı artırmaya çalışan kurumlardan biriyiz. Kolej ve üniversite çalışanlarımızın oranı yüzde 70 civarında. Yönetim kadrosunda kadın çalışan sayısını artırdığımız bir dönemdeyiz. Kadınların iletişim gücü, duygusal zekası, takım çalışmasına yatkınlığı ve organizasyon becerileri ile bazen erkeklerin önünde olduğunu düşünüyorum.

Bizim gibi kadınlara karşı olumlu aksiyon alan kurum ve şirketlere başvurmak ve bu şirketlere katılmak, liderlik pozisyonlarındaki kadın sayısını artıracaktır. Kadınların sorumluluk pozisyonlarına başvurmaktan ve kendilerini göstermekten çekinmemelerini öneririm. Kadınların kurumlarımızda liderlik pozisyonları almalarına yardımcı oluyoruz.

İYİ DURUMDA İADE KABUL EDİLEMEZ

– Kadına yönelik şiddet çok arttı. Bu haberi duyduğunuzda nasıl hissediyorsunuz, bundan nasıl kaçınabilirsiniz?

Kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine karşı çıkmak hepimizin görevidir. Hepimizin kolluk kuvvetlerini izlemeli, suçluları cezalandırmalı, kadın dernekleri ve STK’larla birlikte hareket etmeliyiz. Kadın cinayetlerinde “iyi davranış” için indirim yapılması kabul edilemez.

Sorunun sosyolojik olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İlk eğitim ailede başlar. Sevgi ortamında büyüyen çocukların şiddete daha az eğilimli olduğu bir gerçektir. Anne babalar evde birbirlerine karşı olumlu davranışları ve konuşmaları ile çocuklarına rol model olmalıdır.

BEN SEYAHATTEN HOŞLANIRIM

– Profesyonel ve özel hayat arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Günlük rutininiz nasıl?

İş, ev ve çocuklarla ilgili sorumluluklarım nedeniyle haftayı planlamanın zaman yönetimi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bazen iş-yaşam dengesinin bozulduğu zamanlar oluyor ama mümkün olduğunca evde ailemle vakit geçirmeye çalışıyorum. Ailece seyahat etmeyi seviyoruz. Eşimle yalnız veya arkadaşlarımızla 3-4 günlük yurt içi ve yurt dışı gezilerimiz var. Yeni yerler keşfetmeyi ve birlikte vakit geçirmeyi seviyoruz.

Açık hava yürüyüşleri bedenim ve zihnim için iyidir. 15 yıldır haftada 2 gün pilates yapıyorum.

– Ne tür tutkularınız ve hobileriniz var? Ne okuyorsun, ne dinliyorsun, ne izliyorsun?

En büyük tutkum dünyayı gezmek, yeni yerler keşfetmek, farklı kültürlerle tanışmak ve yeni lezzetler tatmak. Çocukluğumdan beri seyahat etmeyi seviyorum. Ailemle birlikte yurt içi ve yurt dışında birçok gezi yaptık. Bu tutku, yeniliklere, yeni kültürlere ve yeni ortamlara anında adapte olmamızı sağlayacak önemli bir altyapı oluşturdu. Şimdi çocuklarıma bu kültürü ve bu tutkuyu aşılıyorum. Bunun meyvelerini toplamaya başladık. Örneğin 6,5 yaşındaki oğlum ülkeler ve kültürler konusunda çok meraklı. Hemen hemen bütün ülkeleri ve başkentlerini, bayraklarını bilir. Bu ülkeler hakkında yeni şeyler öğrenmeyi seviyor. 3 yaşındaki kızım da yabancı dile çok yatkın. Yeni bir dil duyduğunda kendine sorar ve sorgular.

Açıkçası okuduğum kitapların tarzı, izlediğim diziler, izlediğim filmlerin tarzı ruh halime göre değişiyor. Yoğun ve yorucu bir dönemdeysem daha keyifli ve izlemesi kolay film serilerini tercih ederim. Daha az stresli ve rahat zamanlarımda sıcak konuları içeren dizileri, filmleri ve belgeselleri seçip onları düşündürüyorum. Roman okumayı severim. Ayrıca çocukların eğitimi ve davranışlarıyla ilgili kitapları da hazır bulundururum. Daha çok caz dinleyerek ruhumu dinlendiriyorum.

– Hayattaki idolün kim?

Hayattaki idolüm kesinlikle babam Bekir Okan. 21 yaşında başlayan girişimcilik hikayesi, cesareti, çalışkanlığı ve başarıları onu çocukken rol modelim yaptı. Tüm yoğun iş hayatı boyunca ailesini hiç ihmal etmemesi ve bize her zaman zaman kazandırması örnek aldığım şeylerden biriydi.

EĞİTİM HİÇBİR TÜRDE BİR SİSTEME SAHİP OLAMAZ.

– Hangi Türkiye’yi hayal ediyorsun?

Eğitimlerinden memnun gençlerin egemen olduğu bir Türkiye hayal ediyorum. Çünkü hayatta başarı getirir. Maalesef Türkiye’de eğitim bir sisteme sığamadı. Eğitim dediğimiz şey bir zincir ve bir bütün olarak görülmelidir. Ülkemizde eğitim daha fazla sınama ve ezberci öğrenme anlayışıyla ilerlemektedir. Öğrenciler bu sistemde sorgulamaya ve araştırmaya vakit bulamıyorlar. Öğrenciler sınava odaklandıkları için özellikle matematik ve okuduğunu anlamada dünya ortalamasının çok gerisinde kalıyorlar. Maalesef PISA sonuçları da bunu ortaya koyuyor.

Eğitimde köklü bir değişikliğe ihtiyaç var. Bu, bugünden yarına kadar beklenemez. Anaokulundan üniversiteye kadar daha nitelikli yaklaşımlar olmalı. Öğrenciler hangi alanlara odaklanacaklarını puanlarına göre değil, yetenek ve isteklerine göre belirlemelidir. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay ama bizim öğrencilerimize “doğru bilgiye nasıl ulaşacaklarını” öğretmek ve onları diğer alanlarda nasıl gelişebilecekleri konusunda yönlendirmek zorundayız.

Türkiye çok büyük bir genç nüfusa sahip bir ülkedir. Ne yazık ki, ülkenin her köşesinden gelen öğrenciler aynı eğitim fırsatlarına sahip değiller. Öncelikle her yaştan öğrenciye asgari düzeyde de olsa standart eğitim olanakları sunulmalıdır. İstanbul Okan Üniversitesi’nde farklı oranlarda burslarla daha fazla öğrenciye kaliteli eğitim imkânı sunmaya çalışıyor, başarıyı destekliyoruz. Okan Koleji’nde iki dil bilen, kendine güvenen, sebep sonuç ilişkisi kurabilen, ezberleyip sınamak yerine büyük resmi görüp yorumlayabilen öğrenciler yetiştiriyoruz.

Küreselleşen dünyada yabancı dilin önemi artmıştır. Anaokulundan İngilizce’ye ek olarak ikinci yabancı dil olarak Çince, Rusça, İspanyolca, Fransızca veya Almanca öğretiyoruz. Sadece dili değil, ilgili ülkenin kültürünü de öğretmeye önem veriyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu